CADDE-İ KÜBRA-YI KUR’AN’İYE ?

Sırat-ı Müstakim; Şecaat, İffet, Hik¬metin mezcinden ve hülâsasın¬dan hasıl olan ADL ve ADALETE işaret¬tir.
BEDİÜZZAMAN. (R.A.)
CADDE-İ KÜBRA-YI KUR’AN’İYE
اَللَّهُمَّ صَلِّ عَلَ سَيِدِنَا مُحَمَّدٍ صَلاَةً تَكُونُ لَكَ رَضَاءً وَ لِحَقِّهِ ادَاءً عَلَى آلِهِ وَصَحْبِهِ وَسَلِّمْ
1. Sünnet-i Seniyye edebdir. Hiçbir meselesi yoktur ki, altında bir nur, bir edeb bulunmasın!…. Edebin envâını, Cenâb-ı Hak Habibinde cem’ et¬miştir. O’NUN SÜNNET-İ SENİYYESİNİ TERKEDEN, EDEBİ TERKEDER… HASARETLİ BİR EDEBSİZLİĞE DÜŞER. “().
“Hattâ bir âdi Bulgara veya bir nefer-i İngilize veya bir serseri Fransıza: “SARIK SAR. Sarmaz¬san hapse atılacaksın!” denilse, taassubları muktezasınca diyecek: HAPSE DEĞİL, ÖLDÜRSENİZ BİLE, DİNİME VE MİLLİYETİME BU HAKARE¬Tİ YAPMAYACA¬ĞIM!..” ()
“Yirmisekiz sene, GÂVURLARA BENZEME¬MEK İÇİN inzivayı ihtiyar eden bir İslâm fedai¬sine ve hakikat-i Kur’an’iyenin fedakar hiz¬metka¬rına denilse ki: SEN, ECNEBİLERİN PAPAZLA¬RINA BENZE¬YECEKSİN, ONLAR GİBİ BAŞINA ŞAPKA GİYECEKSİN, BÜTÜN İSLÂM ULEMA¬SININ İCMA’INA MUHALEFET EDECEKSİN; YOKSA CEZA VERECEĞİZ.” denilse, elbette öyle herşeyini hakikat-ı Kur’an’iyeye feda eden bir adam, değil dünyevî hapisler ve cezalar ve iş¬kence¬ler, belki PARÇA PARÇA BIÇAKLA KESİLSE, CEHENNEME DE ATILSA VE YÜZ RUHU DA OLSA, Bütün tarihçe-i hayatının şehadetiyle, ve kafiyen feda edecek. ().
2- “İslâmiyeti muhafaza eden ÜÇ MÜHİM KAL’ADAN BİRİSİ TARİKATLARDIR.” ()
“O mütefekkir yolcu, medreseden gelirken had¬siz küçük TEKYELE¬RİN ve ZAVİYELERİN telâhuku ile tevessül eden gayet feyizli ve nurlu ve sahra genişliğinde bir TEKYE, bir HANGÂH bir ZİKİRHANE, bir İRŞADGÂHDA ve CADDE-İ KÜBRA-YI MUHAMMEDÎNİN (A.S.M.) VE Mİ’RAC-I AHMEDİYENİN (A.S.M.) gölgesinde ha¬kikate çalışan ve hakka erişen ve AYNEL YAKÎN’e yetişen binlerle ve milyon¬larla kudsî mürşidler onu DERGÂH’a çağırdılar. ().
3- “Risale-i Nur’a intisâb eden zâtın en ehem¬miyetli vazifesi, onu yazmak veya yazdırmaktır. Ve intişarına yardım etmektir ONU YAZAN VE¬YA YAZDIRAN RİSALE-İ NUR TALEBESİ UN¬VANINI ALIR.” ()
“Cadde-i Kübrada bulunmak demek şu üç kal’ay ı tekrar ikame et¬meğe çalışmak demektir:
l- Medrese, tekke ve DERGÂH hayatı içerisin¬de, yani; kalb ve kafa¬nın ittifakıyla hakaik-ı imaniyeyi neşretmek.
2- Kur’an harflerini ihya ve ikâme etmeğe ça¬lışmak.
3- Evin mefruşatından başlayarak kıyafette ve şahsî ahvalde Sünnet-i Seniyye neyi emrediyorsa âlâ takatil-imkân harfi harfine yapmağa çalış¬mak.” ()
Madem ki, “CADDE-İ KÜBRÂ-YI KUR’ANİYE olan şu mesleği¬mizden şimdi ayrılanlar, bize düş¬man olan dinsizlik kuvvetine bilmiyerek yardım etmek ihtimâli var.” () O halde bu üç maddenin bir nebze tafsi¬lini vermeğe çalışacağız, eğer lütuf olursa.

Tarikatta hissesi olmayan ve kalbi harekete gelmiyen, bir muhakkik alim zât da olsa şimdiki zındıkların desiselerine karşı kendini tam mu¬hafaza etmesi müşkülleşmiştir.
BEDİÜZZAMAN (R.A.)


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logo

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ photo

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

 
Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

%d blogcu bunu beğendi: